Acil Durum

Ağustos 2018’de, İsveç’in başkenti Stockholm’deki parlamento binasının önünde genç bir öğrenci elinde bir pankart ile tek başına bir eylem başlatır. O zaman 9. sınıfa yeni başlayan 15 yaşındaki Greta Thunberg'in pankartında şu yazmaktadır: "İklim için Okul Grevi”. Greta’nın bu eyleminden bugüne henüz bir yıl geçmedi ama Greta artık dünyada milyarlarca kişinin tanıdığı ve ilham aldığı Nobel Barış Ödülü adayı bir iklim aktivistidir.

Dünyanın birçok coğrafyasında olduğu gibi Türkiye’de de iklim değişikliği, Greta’nın, devletlerin, hükümetlerin ve toplumların bu konudaki hareketsizliğine tepki vererek dikkat çektiği gibi artık bir "iklim acil durumu"na dönüştü. Kabul etsek de etmesek de, fark etsek de fark etmesek de, gündelik hayatımızın önemli bir unsuru haline geldi. Türkiye’de de Greta’dan ilham alan çocuklar ve gençler "İklim için Okul Grevi” hareketinin bir parçası olmaya başladılar.

Peki bu "iklim acil durumu" içinde bizler neredeyiz? İklim acil durumu nasıl deneyimleniyor, nasıl görünür oluyor? Şehirlerimizde ve etrafında neler yaşıyoruz? İklim acil durumuna giden yolda kendi çevremizde yapılan yanlışların izlerini gözlemleyebiliyor muyuz? Bu acil durum bağlamında bugünümüzü ve geleceğimizi nasıl anlamlandırabiliriz? Bu durumun içinde doğa ve insan dışı canlılar ile ilişkimizi nasıl görüyoruz? Gelecekte çok daha vahim sonuçlarını göreceğimiz iklim olaylarını bugün yaşarken gelecek için neler hayal edebilir, bireysel ve kolektif olarak neler yapabiliriz? Bu meselenin hak-hukuk-adalet, felsefi, etik, siyasi, kişisel ve manevi boyutları nelerdir? Sorunu/sorunları ve çözümü/çözümleri birlikte düşünmek ve görselleştirmek mümkün mü? İlham kaynaklarımız neler olabilir?

Toprak, su, orman, bitki örtüsü, yeşil, doğal felaketler (seller, heyelan, yangın, vd.), betonlaşma, enerji üretimi/tüketimi, HESler, RESler, GESler, JES, NGSler, nükleer eşik, atık, atık ithali, kirlilik, iklim ve enerji adaleti, sıcaklık, halk sağlığı, iklim ve enerji politikaları, ulaşım, karbon salımı, karbon ayak izi, sürdürülebilirlik, yeşil ekonomi, insan-doğa, kalkınma/büyüme, küçülme/yavaşlama, yeşille göz boyama (greenwashing), şehrin doğası… Şehrimizde ve çevresinde iklim değişikliğine dair neler görüyoruz? Bu kavramların şehirdeki etkisini yorumlayan 8 ya da 12 fotoğraftan oluşan çalışmalarınızı ve 2-4 dakika uzunluğundaki videolarınızı 31 Ağustos 2019’a kadar paylaşmanızı bekliyoruz.

 

Acil Durum çağrısının yazarı Can Candan, belgesel sinemacı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen. 2012-2018 arasında BAK projelerinde danışman ve eğitmen olarak yer aldı. Belgesel sinema çalışmaları alanında araştırmaya, yazmaya ve bağımsız belgesel filmler üretmeye devam ediyor.

ÜYE OL VE BAŞVUR